Hz. Mevlana’dan Özlü sözler , Hz. Mevlana’dan anlamlı güzel msn sözleri

Gece gündüz vücudunu maddi besinle besliyorsun. Bu vücut senin atındır ve bu dünya o atın ahırıdır. Atın yemi, binicinin yiyeceği olamaz.
Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.
Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.
Bu sözler, kinayeler ve mecazlar yetmedi mi daha? Yanış isterim yanış. Yoldaş ol o yanışa. Aşktan bir ateş yak canında. Düşünceyi ve sözü baştan başa ateşe ver. Yol yordam bilenler başka, canları ve ruhları yananlar başkadır.
Sebatsız sedef, inci tutmaz.
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

HZ. Mevlana’nın çok güzel sözlerini okumak için yukardaki linke tıklayarak devamını okuyabilirsiniz.

Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider tümden ışık kesilir.
Kini, sapıklığın ve kafirliğin temeli bil.
Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?
Satrançta piyon yola çıkar da sonunda yüce vezir olur.
Bilgiye ulaştı mı ayak kanat olur.
Bilgisizliğe gelirsek, Allah’ın zindanındır o. Bilgiye gelirsek O’nun bağıdır, eyvanıdır o. Öfkeye, savaşa kapılırsak O’nun kahrının yansımasıdır. Barışa, özür dilemeye kalkarsak O’nun sevgisinin yansımasıdır.
Bilgisizlere geçtikleri mevkinin yaptığı fenalığı, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.
Bilgi sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Bütün cihanı araştırdım iyi huydan daha iyi bir haslet görmedim.
Bağlar, bahçeler, yeşillikler gönüldedir… Dışarıdakiyse akarsuya vuran akislere benzer.
Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
Beden helva yiyince abdesthaneye gider; fakat can helva yedi mi, arşa yükselir.
Ey insan..! Edep nedir diye arar, sorarsan eğer; bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül gösterebilmektir!
Aklı başında biri İsa(a.s)’ya sordu: Allah’ın öfkesinden nasıl güvende kalmalı?
İsa(a.s), öfke anında öfkeni terk etmekle, dedi.
Sen ki hayrı şerri bilmezsin. Önce kendini sına, sonra da başkalarını. Kendini sınadığında zaten başkalarını sınamaktan vazgeçersin.
Ciddi olarak aramışsan aradığını bulursun. Ciddi olan yanlış yapmaz; böyle bildirilmiştir.
Melek huyuna sahip ol da şeytana emir ol, ona emir ver! Nefis öküzünü kurban edebilirsen, ayağını gökyüzünün başına basabilirsin.
Bahar gelmekle taş yeşerir mi? Toprak ol ki renk renk çiçekler bitiresin. Yıllarca, gönüller yırtan, kalpleri üzen taş oldun. Bir tecrübe et, bir zamanda toprak ol.
Bokböceğine gül suyundan baygınlık gelir. Kime öğüt miski yarar sağlamazsa, o mutlaka kötü kokuya alışmış demektir.
Kibir kokusu, hırs kokusu,tamah kokusu,söz söylerken soğan gibi kokar.
Ey yolcu, sana bir daralma gelirse yararınadır, kaygılanma. Sürekli yaz mevsimi olsaydı güneş bahçeyi yakıp kavururdu.
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömür ise kısadır. Korkarım ki sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
Kalbi ve sözü bir olmayan bir kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.
Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
Pisler pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Güzel ve iyi suret; bil ki kötü huyla beraber olunca  bir sahte akça bile etmez.
Kötü düşünceyi zehirli tırnak bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.
Kötülükte bulundun mu kork emin olma; çünkü yaptığın kötülük bir tohumdur, Allah onu mutlaka bitirir!
Mayası kötü olan kimseye ilim ve fen öğretmek,  yol kesen eşkiyanın eline kılıç vermeye benzer.
İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa yol keseni o kadar kırılır.
Geçmişe üzülmek, gelecekten tedirgin olmak; Allah’la arandaki perdedir. O perdeyi ateşe ver ki; ardından Allah görünsün!
Çocuklar oyun sırasında dükkan yaparlar ve güya alışveriş ederler. Fakat o dükkanın ve alışverişin vakit geçirmekten başka faydası olmaz. Çünkü akşam olunca, dükkan açan çocuk, aç olduğu halde eve döner. Bu dünya da çocukların oyun yeri gibidir. Gece olması da ölümdür.
Ey ikbal isteyen, hadi gel. Çünkü şu anda fetihler var; şimdi kapı açılıyor. Ey sen isteksiz, sen de gel. Gel de bu vefalı dost sayesinde isteklenesin.
Bu alem bir rüyadır, zanna kapılma sen. Rüyada bir el kesilse bile zararı yok!
Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin şarhoşu oldukça; ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
Düşman nefsin her ne kadar dostça söyler, taneden, yemden bahsederse de sen onu tuzak bil.
Doğruluk Musa’nın asası gibidir. Eğrilikse sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca bütün eğrilikleri yutar.
Pirlik saçın sakalın ağarmasıyla elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
Nerede bir dert varsa deva, oraya gider; neresi alçaksa, su oraya akar.
Sevgiyle tortular durulur, sevgiyle dertler şifa bulur; sevgiyle ölüler dirilir, sevgiyle padişahlar kul olur.
Sevgi, acıma insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse hayvanlık vasfı…
Ey zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
Ruhun gıdasından perhiz etmek haramdır.
Söz dinleyene göre söylenir; terzi elbiseyi adamın boyuna göre diker.
Kendi mizacı, tabiatı zayıf ve hasta olan, hiç kimsenin sağlıklı ve sağlam olmasını istemez.
Madem vefan yok, hiç olmazsa ondan dem vurup durma. Çünkü, sözün çoğu “bizlik, benlik” iddiasından ibarettir.
Az konuşan adamın, büyük, derin düşüncesi vardır. Ama söz söyleme kabuğu kalınlaşınca öz kaybolur gider.
İnsandaki güzellik bakır üzerindeki altın kaplama gibidir. Yoksa terütaze güzel kart bir eşeğe dönüşür müydü? Gönül ara. Kemiğe gönül verme.
Sen güzel Yusuf’sun, bu alemde bir kuyu. İp ise Allah’ın emrine sabretmektir.
Ey Yusuf, ip geldi, iki elinle yapış. İpi gözardı etme, vakit daraldı.
Hangi durumda olursan ol, aramayı sürdür. Su ara ey dudağı kurumuş. O kuru dudağın, sonunda kaynağa ulaşacağına tanıklık ediyor çünkü. Dudak kuruluğu, bu ıztırap seni mutlaka bize getirecek, diye bir mesajdır sudan.
Arayanlarla birlikte olmakla arayıcı olur, galiplerin gölgesinde galip olursun.
Geçmişe üzülmek, gelecekten tedirgin olmak; Allah’la arandaki perdedir.
O perdeyi ateşe ver ki; ardından Allah görünsün!
Kişi hangi makam ve meşrepte ise herkesi de kendisi gibi görür. Mesela mavi cam güneşi mavi, kırmızı cam da kırmızı gösterir. Tıpkı bunun gibi kimin işi kötülükse herkesi kötü sanır. Sen alemin bir parçasısın ve alemi kendi renginde görürsün.
Ne vakte kadar testinin şekli, biçimi ile üstündeki nakışlarla oyalanıp duracaksın? Testinin şeklini, nakşını bırak da içindeki suyu ara. Yani, insanların güzelliklerine, dış görünüşlerine bakma da, ahlaklarına, huylarına, tabiatlarına bak.
Define bulabilirsin, fakat ömür bulamazsın. Sen kendini bul, çünkü bu define sana kalmaz; senin elinden de geçer gider..
Sen, bir inci ol, mücevher ol da, isteseler de istemeseler de alsınlar, seni taca taksınlar.
İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek, Allah’ın inâyet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
Güneşin ışığı pisliğe vursa bile, pislenmez ışıktır o.
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
Genişlik, sabırdan doğar.
Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama!
Penceredeki cam, yahut ev; nurlanırsa, ışık verirse onu parlak sanma , anla ki parlaklık güneştedir.
Herkes güneşi görebilseydi,güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
Cübbe ve sarıkla insan alim olmaz. Alimlik insanın zatında bulunan bir hünerdir
Dil ile kuşkudan arınmış göz arasında yüz binlerce yıllık yol var desem, azdır.
Sakın gökten gelecek ışıktan umut kesme. Hak dilerse bir anda sana ulaşır.
Sen sakalına bile padişahlık edemezken iyiye kötüye nasıl padişahlık edersin?
Senin iraden dışında ağırır sakalın. A yanlış ümit sahibi, kendi sakalından utan.
Mülkün sahibi O’dur. Kendisine baş eğene O, bu toprak dünyasız yüz saltanat verir.
Filan kimsenin karakteri ve huyu kötü diye şikayet eden kimi görürsen… Bil ki kötü huylu birine kötü söz söyleyen bu şikayetçi de kötü huyludur.
Kahır ve kötülük olmayıp da sadece iyilik kalsaydı, padişahlık nereden yetkinliğe erecekti?
Dış görünüşü geçip adı bir yana bırakarak lakaptan ve unvandan anlama kaç.
Kör bir devesin sen, yuların birinin elinde. Sen çekimi görür yuları görmezsin.
Çeken ile yular görünür olsaydı, bu dünya aldanış diyarı olmazdı.
Yolunu şaşırmışın eline hükmetme yetkisi geçince, makam elde ettiğini sanır, ama aslında kuyuya düşmüştür.
Aptallar önder olunca, akıllılar, korkudan başlarını kilimle gizlediler.
Kinden ve nefretten arın ey gönül. Arın da ondan sonra “hamd” okuyup çevikleş.
Dilde “hamd”, içte gönülsüzlük, dil ile yapılmış hile ya da efsun demektir.
Bu yüzden Allah der ki “görünüşe bakmam ben içe bakarım”.
Hakk’ın toprağına temiz tohumlar ekeceksin de gelir olmayacak ha?
O’nun bahçelerinde başak bitmeyecekse Allah’ın arzının genişliği ne demek oluyor?
Hamd ettin, peki nerede sende hamd edenlerin belirtisi? Ne dışında iz var, ne de içinde.
Tembellik, cimrilik ve benlik bizlik yüzünden baş kaldırıp kendi başını kesiyorsun.
Dünya hapsinden kurtuluş olmasaydı, ne korku olurdu, ne de kurtuluş arardı gönül.
Ey yolunu şaşırmış, doğru yolu ara diye korku seni bir görevli gibi çeker.
Diri değil ki İsa’ya eşlik etsin. Ölü değil ki İsa’nın nefesine uğrasın.

Bu Sözleri Okuyan Bunlarıda Okudu: